İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Geçmişi düşünmekten nasıl kurtulabilirim?

Geçmişi düşünmekten nasıl kurtulabilirim? sorusu bana çok soruluyor. Bir çok insan geçmişte yaşadığı ve hafızasında yatan birtakım olayları anımsadıkça bazen anlamlandıramadığı bazen öfke duyduğu bazen de duygulandığı anlar yaşar. Peki geçmiş dediğimiz şey nedir? Neden zamanında yaşadığımız bazı olaylar sürekli aklımıza gelip bizi huzursuz ediyor?

Aslına bakarsanız cümleye geçmişin ne demek olduğunu açıklayarak başlamak istiyorum. Geçmişi çoğu vakit kendimizden, içinde bulunduğumuz andan yani şimdiden ayrı bir zaman dilimi olarak görürüz. Bu düşünceye katılmıyorum. Geçmiş ve gelecek insanın şimdisinin ürünüdür. Hüzünlü olduğumuz veya endişeli olduğumuz anlara bakarsanız aslında geçmişte değil hep şimdiki zamanda mutsuzsunuzdur. Geçmiş ve geleceğin bütünlüğünde ortaya çıkan şimdiki zaman sizlerin yarattığı geçmiş ve gelecek zaman yanılgılarında harap olur. Endişe duyduğumuz anlarda ya geçmişi düşünüyor oluruz yada geleceğe dair plan yaparız. Oysaki yaşayabildiğimiz tek an şuandır.

Geçmişi düşünmekten nasıl kurtulabilirim?
Geçmişi düşünmekten nasıl kurtulabilirim?,

Dolayısıyla geçmişi düşünmek şuanın sağladığı bir fırsattır. Daha önce yaşadığınız olaylara istediğiniz şekilde dönüt verememeniz, yani geçmiş zaman dediğiniz ve geçmişte yaşadığınızı ileri sürdüğünüz bazı olayları istediğiniz gibi sonuçlandıramadığınız hissi sizin bitirilmemiş bazı işleriniz olduğunun belirtisidir kendinizle. Bu da aslında hiçbir olayın geçip gitmediği insanın olgunlaşma serüveninin bir parçası olduğunun göstergesidir. İnsanlar bu durumdan öyle derecelerde muzdarip olabiliyorlar ki “artık düşünmek istemiyorum” gibi cümleler dahi kurabiliyorlar. Düşünmemek için dahi düşünmeniz gerekir. Düşündüğünüz kadar yaşarsınız. Düşündüğünüz gibi yaşar, düşündükleriniz ile kendinizi var kılarsınız.

İnsana “keşke zamanında böyle yapsaydım“, “yaşadıklarımı unutamıyorum” “Geçmişi düşünmekten nasıl kurtulabilirim?” gibi soruları sordurtan kendinden uzaklığıdır. Çocukluğunuzda yaşadığınız sizde travmatik sonuçlar doğuran olayların sizin üzerinizde oluşturduğu etki acı hissini doğurabilir. Hatırınıza geldikçe gözyaşı dökebilir, bunları neden yaşamak zorunda kaldığınızı kendinize sorabilir, hayatın çok acımasız olduğunu düşünüp karamsarlığa kapılabilirsiniz. Evet, hayat acımasız olabilir, her şeyi kontrol edemememizden dolayı eski zamanlarda istemediğimiz şeyleri yaşamamız ve bu yaşadıklarımızın üzerimizde yarattığı o karşı konulmaz acı hissi bizi kuşatabilir. Neden bunları yaşıyorum? sorusunu defalarca sormak zorunda kalabiliriz.

geçmişi düşünmek
Geçmişi düşünmekten nasıl kurtulabilirim?

Fakat sizin geçmişten duyduğunuz ıstırabın hiçbirinin nedeni aslında bu düşünceler olmayabilir. Bu durumdan yakınan insanlarda farkettiğim noktalardan birisi “düşünmek” kısmına odaklanmaları. Sanki o zaman diliminde yaşadıklarını değil de onları düşünmenin önemli olan kısmı olduğunu düşünüyorlar. Yaşamın karşımıza çıkardığı her türlü yaşantı ve bunlara yüklediğimiz anlamlar bir bütündür. Benim için bu yüzden odaklanılması gereken husus size acı veren geçmişte yaşadığınız olaylardan ziyade neden bunları düşünmek istemediğinizdir. İnsan yaşadığı şeyleri düşünmeyi neden istemez? Bu çoğu zaman o eski yaşantıları düşündüğümüzde duyduğumuz utanç, öfke, üzüntü, kaygı hissinden kaçmak içindir. Biz hislerimizden kaçmak istediğimiz için geçmişi düşünmemek mi istiyoruz?

Hissetmek dahi istemeyen, hiçbir düşüncesi olmasın isteyen, düşünmek istemeyen, acısız, kedersiz, tüm yaşantınızı istediğiniz gibi yaşadığınız bir hayatınız mı olsun istiyorsunuz? Gerçekten bunu istiyor musunuz?

Hayır, tek istediğim mutlu olmaktı, ailem ve o insanlar mutluluğu elimden aldılar. Adaletsiz bir dünyada kendimden koparılmış bir ben ile yaşamaya zorunlu bırakıldım” diyebilirsiniz.

Kendiniz ile aranızdaki kopukluğun nedeni kendiliğinizden ortaya çıkan hislerden kaçıştır derim bende. Dünya’nın adaletli bir yer olduğunu düşünmek istiyorsanız önce adalet kavramını kendinizde irdelemeniz gerekir. Adaletin sizin için ne ifade ettiğini irdelediğinizde yine kendinizi bulacaksınız. Geçmişten kaçmak kendinden kaçmaktır. Geleceğe kaçış şimdiden kaçıştır.

Yaşamak istiyorsanız sizi yaşamda var kılan kendiliğinizin isteklerini görmezden gelmeyin. Kendinizi suistimal etmeyin. Kendinizi ihmal etmeyin. Aklınıza gelen düşünceleri iterek kendinizi itersiniz. Yaşamın olağanlığı kendiliğinizin akışkanlığıdır.

Geçmişi düşünmekten nasıl kurtulabilirim?

Çocukken yaşadığım ‘taciz’ olayında ne suçum vardı? Ben bunları hak edecek ne yaptım? Ne zaman o an aklıma gelse kendimden ve bu düşünceden kurtulmak istiyorum” diyebilirsiniz.

Ben de size niye yaşadığınızı sorarım. Niye yaşıyorsunuz? Yine kendinizi inkar ediyorsunuz.

Yaşamıyorum ki siz buna yaşamak mı diyorsunuz” diyebilirsiniz.

Ben de size yine kendinizi inkar ettiğinizi söylerim. Bal gibi de yaşıyorsunuz hatta yaşarken yaşadığınızı inkar edip ölü numarası yapıyorsunuz. Geçmişi düşünmekten kurtulmak mı istiyorsunuz? Önce kendinizden kurtulmanız gerekecek. Hayatınıza anlam atfedemediğiniz ve kendinizden kaçtığınız her anda ise yarattığınız ölüm yanılgısında yaşamaya devam edeceksiniz. Bitirilmemiş işlerinizi bitirmeden ne geçmişiniz ne geleceğiniz ile şuanı yaşayamazsınız. Sizi şuana davet ediyorum. Geçmişi düşünmek istemediğiniz şuana. Gelecek hayalini kurduğunuz şuana.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir