İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İç Tebessüm

İş hayatına alışamamak bana yaşamda dayatılan “tutarlı ol” yaftasının yapıma uymaması neticesinde aldığım teneffüs gibi. Hayat karar mekanizmaları üzerine sığıştırılmamalıdır. Dünyada kaldığım süre boyunca deneyimlediğim her yaşantıda içimde biriken o manaların bana engel teşkil edip sığlaştırmasına izin vermemeliyim.

3 ay içerisinde 4 işe başlayıp 1 ayı doldurmadan hepsinden ayrıldım. Ayrılıkları sorgulama esnalarında çoğunlukla vardığım sonuçta bir mekana sığışıp biçare semptomlar eşliğinde özümü sistematik köleliğe peşkeş çekmeyi kendime yedirememe arzusunun körükleyiciliğinin yattığını farkediyorum.

Sanılanın aksine birden yükselme veya yönetme pozisyonunda olma gibi bir gayem yok. Varoluşumun bu tür bir yaşam biçimine uygun olmadığı apaçık ortadayken bunu sürdürmek kendime hakaretten başka bir şey değildir. İnsanların yıllar boyu esaret altında yaşamlarını kağıt parçaları için sürdürüp sonunda mutsuz dahi olsalar “ne zorluklar çektiklerini” yani ıstıraplarını derecelendirip yarışırcasına dillendirmeleri ve bastırdıkları yaşamak istedikleri arzularını geri plana atıp olanca güçleri ile üste çıkma dirençleri bana tatsız geliyor.

Birileri için çalışmayı düşünmek, günde 12 saat birileri için çalışmaktan daha aptalca. Yaşamda her şeyi kendimiz için yaparız. Sevmeyi bile sevgimiz için yaparız. İçsel cereyan hüznümüzü kapladığında mutsuzluğumuz da kendimiz içindir.

Oturup ensiz boysuz yalnızlığım ile düşündüğümde bu gezegende bana uygun bir iş yokmuş gibi geliyor. Bunu bir şikayet dillendirmesi olarak değil de bir arayışın yakıcılığı olarak görüyorum. İntihar düşüncesi zihnimden çok uzakta fakat bu şekilde yaşamanın bu düşünceyi eyleme geçirmekten pek farkı yok.

İnsanların gündelik ihtiyaçlarını dahi gideremeyecekleri bir meblağ için saatlerce çalışması ve bu yüzden sağlıksız beslendiklerinin dahi farkında olmayıp onları bu hale getirenleri sorgulamak yerine yüzüne bir maske geçirmeyen insanları sağlıklarını tehdit ettikleri için yargılaması ahmakça.

Uykudakiler, şu uykudakiler bazen her türlü kötülüğü hak ediyor diye düşünüyorum. Bu düşünceme rağmen parmağımın ucunda oynatacağım avanakları haklamaktan beni vicdan dediğim içsel tebessümüm alıkoyuyor.

Adına kanun dedikleri ile yasal yollar yaratıp toplu halde insanları ve gezegeni mandalaştırmak oysa öyle kolay ki esassız olan yasadışı adamlar baştacı yapılıp esaslı olanlar özgürlük tipi cezaevinde işe gönderilirken.

Şimdi neden işverenlerin yeni mezun insanları işe almadıklarını ve işe alım koşulu olarak belirli bir süre deneyim şartı koştuklarını daha iyi anlıyorum çünkü bizlerin öğretim kurumu dediğimiz bu zırva betonarmelerde öğrendiklerimizin bu iş hayatı dedikleri sahtekarlık ile hiçbir ilgisi yok.

Öğrendiklerimi uygulamaktan ziyade çalıştığım kişinin, o hizmet ettiğim kişilerin, daha çok para kazanması için uğraşmam, canımı dişime takıp tüm varlığımla onun için çalışmam ve gereken her koşulda tüm değişimlere adapte olup bir köle gibi değil bir paralı hizmetçi rolüne girmem gerekiyor.

İleride muhtemelen bu pespaye rejimin modernlik safsatası altında ezilecek ve zulmün yasal olanını hat safhada yaşayacak olan henüz farkındalık seviyeleri çok düşük insanları aptal sınav sistemlerine hazırlamak bana göre değil.

Beş parmağını gösterip tiyatro oynayan kişiliksiz politika çehrelerine bir insanın 5 seçenekten fazla olduğunu söylemek istiyorum. Kendimi keşfedebildiğim her an varoluşumu tattığım en muazzam andır. Tek olan andır. Bu tek olan anı bu zırvalıklar ile geçirmeyeceğim.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir