İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Psikoloji Açıköğretim Olur mu?

Hala bazı insanlar tarafından tartışmalı gözükse de bir bilim dalı olarak ele alınan psikoloji derinliği ile insanı ruh sağlığı alanının çok çok ötelerine sürükleyerek iç dünyasındaki evrenlere yolculuğa çıkarabilecek bir alan olmanın yanı sıra günümüz Türkiye’sinde yol geçen hanına dönmüş ve her heveskarın adım atmaya meyillendiği bir alan olmuştur. Son zamanlarda öne çıkan psikoloji açıköğretim Olur mu sorusu üzerinden bir şeyler yazmaya çalışacağım.

Türkiye’de her geçen gün artan üniversite sayısına eşlik etmesi dahi düşünülemeyecek olan psikoloji bilimi geçtiğimiz günlerde “Psikoloji Açıköğretim” başlığı altında insanlara sunuldu. Ülkemizde örgün öğretim adı altında psikoloji eğitimi 4 yıllık bir öğrenim süresine tekabül ederken sorgulanması gereken bir diğer husus da bu sürenin psikoloji gibi derin bir okyanusta yüzmeye yetecek kadar bilginin ne kadarı karşılayabildiği hususudur. Nitekim, şurası açıktır ki 4 yıllık bir örgün öğretim neticesinde ne bir insan psikolog olabilir ne de bir insan terapi gerçekleştirebilir.

Benim şahsi görüşüme göre psikolojinin kökenine girip misal olarak veriyorum psikoterapi üzerine uzmanlaşmak isteyen bir kişinin çoğu zaman örgün öğretimden öğrendiği pek bir şey de yok. Bir paravan şirket vazifesi gören üniversiteler özünde ruhun sağlığının merakını taşıyan bireylerin öğrenme arzusunu örgün öğretim ile çoğu zaman karşılayamazlar.

Psikoloji öğretiminin açıköğretim üzerinden yapılması ile örgün öğretimin bu karşılıksız paravanlığını aynı karede buluşturursak da ayrı bir boyut çıkıyor karşımıza. Bu boyutta o vasıfları sorgulanmadan her yana açılan üniversitelerde verilen psikoloji alanındaki örgün öğretimin çok mu kaliteli sorusunu sorarız. Psikoloji bölümü mezunları 4 yıl okuyunca ne derece yetkin oluyorlar? Belki de örgün eğitimdeki molozlaşmayı durduramadığımız için bugün açıköğretimden psikoloji gibi bir hususu tartışıyoruz.

psikoloji açıköğretim
Psikoloji Açıköğretim Olur mu?

Psikolojinin Para İle Olan Bağını Samimi Bulmuyorum

Psikolojinin açıköğretim üzerinden açılması hususunda bağrış çağrış koparan yüzlerce psikoloji mezunu, psikoloji, ruh sağlığı adı altında hizmet veren yüzlerce insan yine çareyi psikolojiyi ülkemizde bu hale getiren insandan yardım istemekte bulmuştur. Bu bağrış çağırışın esas nedeni de maddi kaygılardır. Ülkenin her yerine üniversiteler açarak gelişeceğini sanan zihniyetteki insanların psikoloji bilimini ve toplumun ruh sağlığını getirdiği bu içler acısı halde dahi psikologlar yine çareyi bu zihniyetten yardım istemekte buldular.

Örgün öğretimin bu molozlaşmış yapısındaki harabe öğrencileri gözardı ederek bir telefon ile çözüldü bütün iş. İşte bu yüzdendir ki bu bağrış çağırışın esas nedeni maddi kaygılardır. Ben toplum ruh sağlığına gönlünü vermiş, insanı öne koyan birinin yüzdelik çoğunluğu 2300 TL maaş alan bir ülkede 300-500-1000-2000 TL gibi fiyatlar ile 45-50-60 dk terapi yapmasını ve toplumu bu hale getiren insanlardan yardım dilenmesini samimi bulamam. Elbette psikologların da giderleri vardır. Benim değinmek istediğim kesim ihtiyacı olandan fazlasını kazanmasına rağmen 500 TL terapi ücreti olan, maddi durumu iyi olmadığı için ruhsal yıkımı hisseden insanlığa sessiz kalan sözde psikologlar ve bu yıkımın ana kaynağından dilenenlerdir.

Şimdi bu açgözlü kesim kalkıp fahiş fiyatlardan verdikleri terapi fiyatları düşecek diye celallenmiyor mu? Bu alanda hizmet veren sayısı artınca kalitesizleşmesinden ziyade ceplerine girecek parayı düşünmüyorlar mı?

Bir diğer insanın huzursuzluk kaynağı olan konu ise yine bu paragöz kesim tarafından baskınlanmış psikoloji eğitimleridir. Psikoloji mezunu biri olarak söylüyorum ki meslek alanında verilen eğitimlerin fahiş fiyatlarını ve psikoloji eğitimlerini veren kesimin bağnazlığını görmeyen, susan, köşesine çekilip parasına bakan ne kadar psikolog varsa bugün konuşması kendisine hakarettir. Yaşam savaşı veren insanları görmezden gelerek maddi kaygılardan ziyade maddi hırsı ön plana alıp ruh sağlığını hiç eden paragözlerden bahsediyorum.

Vakıf üniversiteleri, Devlet üniversiteleri akademisyen mezarlıkları ile dolu olmasına rağmen sesini çıkaramayanlardan bahsediyorum. Hocasını, tanıdığını ön sıraya alan bölüm başkanlarından bahsediyorum. Kendini bilmez doçent, profesör bozuntularından bahsediyorum. Bu ülkenin en iyi özel üniversitelerinden biri olarak gösterilen bir üniversitede teknoloji çağında Psikoloji bölüm başkanı olan birisi daha e-mail atmayı bilmezken aynı şahsın çıkıp Psikoloji Açıköğretim olayına karşı çıkması sizlere ne kadar samimi geliyor?

Sizleri bilmiyorum fakat ben kendi yaşamlarını maddi garantiye almış ve Psikoloji Bilimi için hiçbir şey üretmeyen akademisyen bozuntuları ve kibirli edalarıyla ikiyüzlü bir şekilde fakir bir ülkede 1000 tl’ye terapi yapan psikologların insanlığa olan sevgisini idrak edemiyorum. Açık- kapalıdan ziyade psikoloji bir eğitim programı altında olur mu sorusunu sormayı istiyorum.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir